Çoğumuz yemek yediğimizde sadece karnımızın doymasını hedefleriz. Oysa insan bedeni, kaloriyle değil; hücrelerin ihtiyaç duyduğu doğru biyokimyasal sinyallerle sağlıklı kalır.
“Modern tıpta artık şu soruyu soruyoruz: ‘Ne yiyorsun?’ değil, ‘Yediklerin hücrelerinde neye dönüşüyor?’”
Hücrelerimiz; enerji üretmek (mitokondri), bağışıklığı yönetmek ve inflamasyonu kontrol etmek için vitamin, mineral, yağ asidi ve polifenol gibi mikrobesinlere ihtiyaç duyar.
Enzimlerin çalışmasını sağlar, onarım mekanizmalarını devreye sokar ve enerji üretimini destekler.
Uzun vadede yorgunluk, kilo direnci, inflamasyon ve kronik hastalıklara zemin hazırlar.
Vücudumuzda her şey (kan şekeri, insülin, bağırsak mikrobiyotası, hormonlar) hassas bir denge üzerine kuruludur. Bu sistemlerden biri bozulduğunda zincirleme bir etki başlar.
Bağırsaklarımız sadece bir sindirim organı değil, bağışıklık sisteminin merkezidir. Sağlıksız bir bağırsak florası; sistemik inflamasyonu artırarak alerjik hastalıkları tetikler, Astım ve KOAH gibi solunum hastalıklarını ağırlaştırabilir.
Bu nedenle hücresel beslenme yaklaşımı; bağırsak florasını onarmayı, inflamasyonu baskılamayı ve solunum sistemini desteklemeyi birlikte ele alır.
Aynı besin, farklı kişilerde tamamen farklı sonuçlar doğurabilir. Çünkü genetik altyapınız, mikrobiyotanız ve metabolik kapasiteniz size özeldir.
Sağlık bir diyet listesi değil, biyokimyasal bir uyum halidir. Vücudu baskılamak yerine ona doğru koşulları sağladığınızda, beden zaten iyileşmeyi bilir.
Normal diyetler genellikle kalori sayımına veya sadece kilo vermeye odaklanır. Hücresel beslenme ise "Yediğim şey hücremde neye dönüşüyor?" sorusunu sorar. Amaç sadece zayıflamak değil; mitokondrinin enerji üretmesini sağlamak, inflamasyonu düşürmek ve vücudun onarım mekanizmalarını devreye sokmaktır.
Çünkü "sağlıklı" kabul edilen genel besinler, sizin biyokimyasal yapınıza uygun olmayabilir. Bağırsak emiliminiz bozuksa (disbiyozis), yediğiniz en kaliteli besinin bile hücresesel düzeyde faydasını göremeyebilirsiniz. Fonksiyonel yaklaşım, besinin tabağınızda değil, hücrenizin içinde ne yaptığıyla ilgilenir.
Evet, doğrudan etkisi vardır. Akciğer ve bağırsak birbiriyle konuşan organlardır. İnflamasyon yaratan gıdaları kestiğimizde ve bağırsak bariyerini onardığımızda, vücuttaki histamin yükü azalır. Bu da astım ataklarının seyrekleşmesine, alerjik rinitin hafiflemesine ve solunum kapasitesinin desteklenmesine yardımcı olur.
Bilimsel temelli koruyucu hekimlik ve fonksiyonel tıp yaklaşımıyla, hastalıklardan arınmış, zinde ve kaliteli bir yaş alma süreci için yanınızdayız.
Tüm Hakları Saklıdır © 2025 | Tasarım: hiwbs.com