Astım; hırıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışma ve öksürük gibi değişken semptomlarla seyreden kronik inflamatuvar bir hastalıktır. GINA 2024 raporu, tanının sadece semptomlara dayanmaması gerektiğini, mutlaka spirometri (solunum fonksiyon testi) veya PEF ölçümü ile objektif olarak desteklenmesi gerektiğini vurgular.
GINA 2024’te tartışılan iki temel kriter:
Öksürük Varyant Astım tanısı konmadan önce üst hava yolu hastalıkları ve gastroözofageal reflü gibi nedenler dışlanmalıdır. Astım kontrolü değerlendirilirken artık sadece son 4 hafta değil, bir önceki kontrolden bu yana geçen tüm süreç, alevlenme öyküsü ve fiziksel aktivite düzeyi birlikte ele alınmalıdır.
Nefes darlığının kaynağı bağırsaklar olabilir mi? Bağırsak – Akciğer İlişkisi (Gut–Lung Axis), bağışıklık sisteminin %70’inin bulunduğu bağırsaklardaki dengesizliğin (disbiyozis) alerjik zemini nasıl güçlendirdiğini açıklar.
İnce bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma (SİBO) sonucu oluşan histamin artışı, bronşların daha kolay kasılmasına ve astım kontrolünün zorlaşmasına neden olur. Sindirim sorunları ve astım ataklarının eş zamanlı seyretmesi tesadüf değil, biyolojik bir bağlantıdır.
Bütüncül yaklaşım, sadece ilacı artırmak yerine şu sorulara yanıt arar:
“Nefes bir sonuçtur, neden değil.” Gerçek iyilik hali; yaşam alışkanlıklarını dönüştürerek ve bağırsak-bağışıklık dengesini gözeterek sağlanır.
Standard tedavilerin ötesine geçip, hastalığın kök nedenlerine inmek.
Astım çoğu zaman sadece akciğerlerle ilgili bir hastalık gibi anlatılır. Oysa güncel bilimsel veriler, astımın bağışıklık sistemi, çevresel maruziyetler ve bağırsak sağlığının birlikte rol oynadığı sistemik bir durum olduğunu göstermektedir. “İlaçlar yetmiyor” diyen birçok kişide sorunun kökü akciğerin çok ötesinde olabilir.
Vücudumuzdaki bağışıklık hücrelerinin yaklaşık %70’i bağırsaklarımızda bulunur. Buradaki mikrobiyota dengesi bozulduğunda (disbiyozis):
Bu nedenle günümüzde astım, bağırsak–bağışıklık–akciğer ekseninde değerlendirilmektedir.
İnce Bağırsak Bakteriyel Aşırı Çoğalması (SİBO); gaz, şişkinlik ve sistemik inflamasyonun yanı sıra histamin artışına neden olur.
Artan histamin ve inflamatuvar sinyaller, akciğerde bronşların daha kolay kasılmasına ve alerjik atakların sıklaşmasına yol açar. Bazı hastaların “Bağırsaklarım bozulduğunda nefesim de bozuluyor” demesi bir tesadüf değil, bu biyolojik bağlantının sonucudur.
İlaçlar hayat kurtarıcıdır. Ancak her semptomda sadece ilacı artırmak, kök nedeni gözden kaçırmamıza yol açabilir. Maruziyet (sigara, küf, yanlış beslenme, stres) devam ederken sadece ilaçla bastırılan belirtiler genellikle tekrar eder.
Amaç; semptomu susturmak değil, o semptomu doğuran süreci düzeltmektir. Bu yaklaşım şunları hedefler:
Modern tıbbın sunduğu inhaler ilaçlar vazgeçilmezdir. Ancak gerçek iyilik hali, sadece doz ayarlamakla değil; maruziyeti azaltarak, yaşam alışkanlıklarını dönüştürerek ve bağırsak-bağışıklık dengesini gözeterek sağlanır.
GINA 2024 rehberi ile birlikte "Astım Remisyonu" kavramı tıbbi literatüre girmiştir. Bu, doğru tedavi ve bütüncül yaklaşımlarla (bağırsak sağlığı, çevre düzenlemesi vb.) hastalığın klinik olarak tamamen sessizleşebileceği ve semptomsuz bir yaşamın mümkün olduğu anlamına gelir.
Evet, çok güçlü bir ilişki vardır. Bağışıklık sisteminin %70'i bağırsaklardadır. SİBO (ince bağırsakta bakteri artışı) veya bağırsak florasının bozulması, vücutta histamin yükünü artırır. Bu artış, akciğerlerdeki bronşların daha kolay kasılmasına ve astım ataklarının tetiklenmesine neden olabilir.
Olabilir. Astım değişken bir hastalıktır. Muayene sırasında solunum fonksiyonlarınız normal görünebilir. GINA rehberine göre tanı için sadece o anki test değil; şikayetlerin sıklığı, gece uykudan uyandırması ve tetikleyicilerle (egzersiz, koku vb.) artması gibi detaylı bir takip ve gerekirse PEF takibi gerekir.
Hayır, hekiminizin verdiği inhaler (fısfıs) ilaçlar tedavinin temelidir ve hava yolundaki iltihabı baskılar. Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri, bu tedaviyi destekleyen ve ilaç ihtiyacını zamanla azaltabilen "kök neden" çözümleridir. İlaçlar, hekim kontrolü olmadan bırakılmamalıdır.
Hayır. Reflü, kalp yetmezliği, üst solunum yolu enfeksiyonları veya ses teli sorunları da hırıltıya neden olabilir. Bu nedenle tanı, sadece şikayete göre değil, mutlaka uzman hekim değerlendirmesi ve objektif testlerle konulmalıdır.
Bilimsel temelli koruyucu hekimlik ve fonksiyonel tıp yaklaşımıyla, hastalıklardan arınmış, zinde ve kaliteli bir yaş alma süreci için yanınızdayız.
Tüm Hakları Saklıdır © 2025 | Tasarım: hiwbs.com