Preloader

Kişiye Özel Beslenme: Sadece Ne Yediğiniz Değil, Sizin Nasıl Çalıştığınız Önemli

Sadece Ne Yediğiniz Değil, Sizin Nasıl Çalıştığınız Önemli

Beslenme artık tek tip listelerden ibaret değil. Aynı gıdayı tüketen iki kişide tamamen farklı sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Çünkü vücudumuz yalnızca kalori hesabıyla değil; biyokimyasal altyapı, genetik yatkınlıklar, bağırsak mikrobiyotası ve bağışıklık yanıtı ile birlikte çalışır.

Fonksiyonel tıp yaklaşımında amaç: “Herkes için doğru olan”ı değil, “sizin için doğru olan” beslenme modelini belirlemektir.

Fonksiyonel Değerlendirme: “Bu Vücut Neden Böyle?”

Fonksiyonel yaklaşım, semptomu baskılamaz; “neden-sonuç” ilişkisine odaklanır. Bir laboratuvar değeri referans aralığında olsa bile, semptomunuz devam ediyorsa o değer “fonksiyonel” değildir.

1. Biyokimyasal Parametreler

Kan testleri vücudun sessiz dilidir. Glukoz-insülin dengesi, kronik inflamasyon, mitokondri sağlığı ve fonksiyonel vitamin eksiklikleri analiz edilerek; “Vücut enerjiyi nasıl üretiyor, nerede tıkanıyor?” sorusu cevaplanır.

2. Gıda Duyarlılığı

Her alerji kaşıntı yapmaz. Şişkinlik, beyin sisi veya eklem ağrıları “gecikmeli” ve sinsi ilerleyen gıda duyarlılığından kaynaklanabilir. Amaç ömür boyu yasak değil; bağırsak bariyerini onarıp toleransı geri kazanmaktır.

3. Mikrobiyom (SFS)

Bağırsak bakterileri bağışıklığı, inflamasyonu ve hatta ruh halini yönetir. SFS analizi ile faydalı/zararlı bakteri dengesi ve mantar yükü görülür. Beslenme, “Bu bağırsak hangi gıdayla iyileşir?” sorusuna göre şekillenir.

Fonksiyonel Yaklaşımın Bir Üst Basamağı: Epigenetik ve Nutrigenetik

Modern bilim artık şu soruyu soruyor: “Bu vücut bu şekilde çalışmaya neden eğilimli?”

🧬 Epigenetik: Genler Kader Değil, Talimattır

Genler yüklenmiş bir yazılım gibidir; nasıl çalışacaklarına çevresel faktörler karar verir. DNA dizisi değişmese de; beslenme, stres ve toksinler genlerin “açılıp kapanmasını” (metilasyon) etkiler. Yani: Aynı gene sahip iki kişi, yaşam tarzıyla tamamen farklı biyolojik sonuçlar yaratabilir.

🥦 Nutrigenetik: Besinler Genlerle Konuşur

Kişinin genetik varyasyonlarının (SNP) besinlere verdiği yanıt incelenir. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki:
  • CYP1A2: Kafeini ne kadar hızlı atabileceğinizi,
  • LCT/MCM6: Laktozu tolere edip edemediğinizi,
  • FADS1-2: Omega-3’ten ne kadar faydalandığınızı belirler.

Gerçek Kişiselleştirilmiş Beslenme

Epigenetik + Nutrigenetik + Mikrobiyom = Bütüncül İyileşme

Fonksiyonel yaklaşımda amaç; genetik yatkınlığı bilerek, epigenetik olarak doğru sinyali vermektir. Doğru kişide, doğru zamanda planlanan bu beslenme modeli:

  • İnflamasyonu Azaltır
  • Enerjiyi Artırır
  • Sistemi Korur

Vücudu sadece doyurmak yetmez. Onu hücre düzeyinde beslemek gerekir.

Merak Edilenler ve Fonksiyonel Yaklaşımımız

Fonksiyonel Yaklaşım ve Sıkça Sorulanlar

Standart listeler genellikle "herkes için doğru olan" genel geçer kurallara ve kalori hesabına dayanır. Ancak aynı gıdayı tüketen iki kişide bambaşka sonuçlar ortaya çıkabilir. Fonksiyonel beslenme; sizin genetik yapınıza, biyokimyanıza ve bağırsak mikrobiyotanıza göre "sizin için doğru olan" beslenme modelini belirler.

Hayır. Klasik alerjiler hemen tepki verir (kaşıntı, nefes darlığı gibi). Gıda duyarlılıkları ise sinsi ve gecikmelidir; etkileri saatler veya günler sonra şişkinlik, beyin sisi, eklem ağrısı veya dirençli kilo olarak ortaya çıkabilir. Çoğu zaman standart testlerde çıkmaz, detaylı analiz gerektirir.

Çünkü bağırsaklarımız sadece sindirim yapmaz; bağışıklığı, inflamasyonu ve hatta ruh halini yönetir. Faydalı-zararlı bakteri dengesini veya mantar yükünü görmeden yapılan beslenme planı eksik kalır. Amacımız, bağırsağınızın hangi gıdayla iyileşip hangisiyle alevlendiğini tespit etmektir

Bir değerin kağıt üzerinde referans aralığında olması, sizin için "optimal" olduğu anlamına gelmeyebilir. Fonksiyonel bakış açısıyla biz, değerler "hastalık seviyesine" gelmeden önceki sapmaları ve vücudun verdiği sessiz sinyalleri (gizli insülin direnci, hücre içi açlık gibi) okumaya odaklanıyoruz.

Amaç "ömür boyu yasak" koymak değil; vücudu sakinleştirmek ve bağırsak bariyerini onarmaktır. Eliminasyon sürecinden sonra, onarılmış bir sindirim sistemiyle tolere edilebilen gıdalar kontrollü bir şekilde geri tanıtılır.